
Türkiye'den uzakta olan herkesin hasretidir çay ve simit ! Sanırım her şehrin kendine has bir simit alışkanlığı vardır..Benim favorim Cadde'deki simitçiler (özellikle Şaşkınbakkal'daki, Kazım Kulan çarşısı önü) ya da semt pazarlarındakiler. Yukardaki güzeller ise Beyaz Fırın'da kahvaltı fantazisinin bir parçası !! Hem de çok sosyetik bir simit, hem yumurtalı hem de sucuklu....! Oradan koşarak kaçtım diyebilirim yoksa kendimi kaybedip bir sürü başka güzellerden alabilirdim ve her akşam evde karbonhidrat krizine girerdim!!
Aşağıdaki resim Erenköy'ün denize çıkan (Beyaz Fırından koşarak kaçtığım!!) sokaklarından biri..bu ağaçlıklı sakin sokaklara bayılıyorum, kimbilir bu apartmanlar olmadan önce nasıl bir doğa vardı buralarda..

Onun yerine özlemini duyduğum çok daha sağlıklı leziz sebzelere verdim kendimi ! Öncelikle Çarşamba günü hemen kendimi Bostancı pazarına attım. Orada resim çekemedim zira kendimi zor taşır haldeyim artık. Karnım önde ben arkada geziyoruz heryere!
Pazardaki nefis yeşilliklerin kokusuna dayanmak ne mümkün ! Bolca nane, dereotu, maydonozun yanı sıra tabii ki enginar, taze iç bakla, taze sarımsak, semizotu, gittikçe güzelleşen patlıcanlardan almadan çıkamadık !
Derken bu sabah nihayet kendimi, kendi evimin mutfağında, sebzelerin arasında kaybettim!! Belimin çok ağrıyacağını bile bile yemekler yaptım.
Tüm yemeklerin ana teması sarımsak olduğundan, yemeği sonunda eşimle midelerimiz ufak çaplı bir fesat durumu yaşadı !! Olsun, yine de bu sebze bayramı gerçekten her şeye değerdi.
Öncelikle patlıcanlar fırının ızgarasında közlenip, bol sarımsak ve zeytinyağ-yoğurt ile karıştırıldı ve ılık ılık sofraya geldi.
Daha sonra önce iki ayrı salata olarak yapacakken "neden olmasın?" diyerek birleştirdiğim iki favorime sıra geldi : enginar ve deniz börülcesi !

Enginarların tarifi sevgili Tijen İnaltong'dan, bu üçüncü yapışım ve sanırım daha çook yapacağım! Kısaca bol tuzlu limonu suda haşlanan enginarlar, ılıkken limon-zeytinyağ ve sarımsak ile karışıtırılıyor. Üzerine bol dereotu ve Tijen Hanım'ın tercihi susamlar serpiştiriliyor. Her yiyen hayran kalıyor bu çok basit, sade ama nefis lezzete.
Deniz börülcesini pazarda görünce nasıl sevindim anlatamam! Beni hemen Ege'ye, tatillere, deniz kenarlarına götürdü. Ben de onu bizim eve götürdüm, kaynar suda 5 dakika haşladım, çıkarıp soğuk suda süzdüm, saplarından tutarak, kolaycacık yeşil kısmını ayırdım. Sonra da muhteşem üçlü olan limon-zeytinyağ-sarımsak ile karıştırdım..Baktım ki aynı üçlü enginarda da var, üstelik de enginar ve börülce birbirlerine uzaktan birbirlerine göz kırpıyor..e hadi dedim o zaman, sizi evlendirelim, tabaktan da tasarruf edelim! Sonuç gayet lezzetli bir salata oldu.

Bu yemeğin üzerine bizi ancak buzzz gibi bir karpuz sakinleştirebilirdi ve o zaman da tam bir yaz sofrası olacaktı. Hava da sıcak ve güneşli, birden yaz geldi sandım ama..karpuzumuzun olmayışı hala baharda olduğumuzu hatırlattı!
Ben de yemeğin üzerine yaklaşık bir 10 bardak su içtim, nasıl uyuyacağım ise belirsiz !
Olsun ben hasret gidermeye ısrarla devam etmeye niyetliyim!
Herkese tekrar İstanbul'dan sevgiler...