Pasta-Kek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pasta-Kek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Şubat 17, 2011

Balkabakli Tel Kadayıf Dolması tarifi bilen var mı ?






Bu harika bir fikir, tel kadayıfı içinde balkabağı tatlısı ama ben evde beceremedim! Yani içi çok güzel oldu ama dışını böyle ince, çıtır ama yumuşak yapamadım! sırrını bilen var mı??

Pazartesi, Kasım 26, 2007

Vakitsizlik, yine de katmer poğaça ve sokak simiti



Buaralar bir türlü yazı yayınlayamıyorum! Evet iki çocukla vaktim çok az, çok daha yorgunum, biraz da şaşkınım! Sanırım bu yüzden de bilgisayar karşısında "boş boş" vakit geçirmeyi tercih eder oldum!! Yani Facebook, email, garip gurup yeni siteler... Beynimi çalıştıracak gücü her zaman bulamıyorum, tam bulduğumda da ya bebek ağlıyor ya da Mert birşeyler istiyor!! Bir işi başından sonuna bitirebildiğim olmadı şu evde, mutlaka birşeylerle bölünüyor.


Aslında mutfağa hiç ara vermedim, hep yeni birşeyler deniyorum çünkü orası benim terapi mekanım! O da olmasa çıldırırım herhalde! Ama işte örneğin Cenk'in meşhur Nutellalı çikolatalı tartını yapıyordum, önceden püf noktalarını, tarifi bir güzel yazdırdım, önüme koydum, tam da "hamuru hızla yapınız" aşamasına bakarken ve hamurun ortasındaykeeen..."annneee tuvalete gelseneeee" !! Dedim ki kendi kendime, 'bu Cenk tabii muhteşem tarifler yapar'!!! (kendisi bu lafa kızmayacak kadar neşeli birine benziyor-umarım öyledir!)


Yine de siz o inanılmaz tartı yapmalısınız -eğer benim gibi "overdose çikolata"dan ya da "çikolatanın içinde kaybolmaktan" hoşlanıyorsanız tabii !!


Neyse bu arada bitiremediğim 3 tane ayrı gönderi de benim konsantre olup bitirmemi bekliyor. Üstelik bu haftasonu yine İstanbul'a gidiyoruz 1 aylığına ve orada vakit çok daha kıymete binecek!!


Bütün bu hengame içinde ben her pazar yeni birşeyler denemeye devam ediyorum ama ne kadar alelacele yaptığımı bir görseniz, güler misiniz yoksa acır mısınız bilemem artık!!





Dünkü deneme benim zaten hayatta en sevdiğim şeylerden biri olan simit...ama gerçek sokak simiti ! Geçenlerde tam buğday unu ve zeytinyağı ile bir denemem oldu, çok sağlıklı ama maalesef sokak simidi ile alakasız bir formüldü ! Kafaya taktım aynısı olacak diye ve internette daha önce yaptığım araştırmaları gözden geçirip, okuyup- çalışıp Evcini'nin tarifinde karar kıldım! Beni yine yanıltmadı Evcini (daha önce de muhteşem inegöl köftesi yapmıştım oradan).



Biz İstanbul'da ailecek simit hastasıyız ve simitçi simitçi gezip en gevrek ama içi en yumuşak olanı arar dururuz. Bu arada sokaktan alacaksanız, en güzeli gerçekten Bağdat Caddesinde Kazım Kulan ya da Marks&Spencer'ın önündeki simitçidir !



İlk denemede vakitsizlikten biraz tombik oldular ama tadına inanamadık eşimle! Yıldırım hızıyla çay demlendi, beyaz peynir dilimlendi, gözler kapatılıp Türkiye'nin kokusu keyifle içe çekildi!! Hemen bizimkileri aradım ve "siz İstanbul'da en güzel simidi arayın daha, biz Bakü'de bulduk bile!!" dedim.



Sonra gece araştırmalar devam ederken ne zamandır yapmak istediğim, bence bir internet-blog efsanesi olmuş Katmer Poğaça'yı buldum yine. Mutfak Güncesi adlı blogda Şaziye o kadar güzel anlatıyor ki poğaçayı, bir çok başka blog da onun bu güzel tarifini kullanmış zaten. Blogunu bitirmiş Şaziye çok üzüldüm, ne kadar güzel tarifleri var halbuki.

Size bu sabah bu poğaçayı nasıl yaptığımı anlatmalıyım. Sabah 6:30'da Yiğit'i emzirdikten sonra, fırladım mutfağa. Derdim Mert uyanmadan poğaçayı fırına koymak ve ona kahvaltıya yetiştirmek, zira beyimiz bu aralar "ekmek yemekten sıkılmışlar" efendim, "hep aynı kahvaltıymış"! Beyimiz ev yapımı beyaz peynirli-pekmezli ekmeğimden ya da sıkılmasın diye yapılan pancake'lerden çok "yorulmuş" (onun lafları). Annem olsa ona ne cevap vereceğini iyi bilirdi ama...


Ancak bizimki pijamaları ile erkenden geldi yanıma.."Anneee hadi odamda oynayalım" ! "Hayır Mert'cim, biraz sonra", "Şimdi!!" ...Çözüm, Mert'i de tezgaha oturtup eline biraz un vermek oldu! Bir yanda bebek, diğer yanda Mert ve ben ilk kez böyle bir hamur açıyorum, kat kat yani ! Mert de elini uzatıp, "ben de merdaneyi kullanıcam" tutturmalarında hem de!


Bir de ben o şaşkınlıkla hemen mayalansın diye 50derecede fırında bekletip, sonra pişme esnasında dereceyi 180 dereceye getirmeyi unuttum tabii ! Ben pişmiştir herhalde fırına bakınca, içerde kabardıkça kabaran, pofuduk pofuduk nefis -pişmemiş- poğaçaları görünce minik bir çığlık attım! Eyvah, Mert'in okula gitmesine çok az kaldı !!


Nihayet piştiler, paketlenip yolda yenmek üzere Mert beyin çantasına kondular ve ben de derin bir nefes aldım!


Yaşasın bloglar, gerçekten! Bu kadar leziz ve hayatımıza renk katan tarifleri başka nereden bilecektik! Mutfak Güncesi ve Evcini'ne tekrar teşekkürler!

Salı, Kasım 13, 2007

Sıkma Çeşitlemeleri ve mecburiyetten Calzone !


Eşimin ilkokul yılları Adana'da geçmiş ve her zaman orayı çok sevgiyle ve mutlulukla anar. Bense üniversitede çok sevdiğim sınıf arkadaşım Senem sayesinde Adana ve güzelim yemekleri tanıştım. Bir sömestir tatilinde hayatımda yediğim en güzel yemekleri Adana'da misafir olduğumuz, o çok hamarat hanımların evlerinde yemiştik. İşte sıkma ile o zaman tanışmıştım.


Uzun zamandır da eşim "bi öğrensen de yesek" diyordu. Tarif için hemen konunun uzmanı Fatoş Yenge'yi Bakü'den arayıp tarifini aldım.


Sıkma hamuru ekmek hamurundan olurmuş. Klasik ekmek tarifinden ya da fırından aldığınız hazır ekmek hamurundan ya da hatta Fatoş Yengenin tavsiyesiyle evde kalmış bayat ekmeğe su ve un ekleyip arttırarak hazırlayabilirsiniz. Bu son özelliği ile bayat ekmekleri değerlendirmeyi sevenlere güzel bir seçenek oluyor!


İç malzemeleri için önce bir tavada halka halka kestiğiniz soğanları (miktarı kişi sayısına göre ayarlayın, biz 2 kişi için bir orta boy soğan kullandık) biraz zeytinyağında (ya da dilerseniz tabii ki tereyağında!) kavurun. Kavrulan soğanlar soğuduktan içine kıyılmış maydonoz, kırmızı ve karabiber, ezilmiş beyaz peynir ekleyin.


(Bu arada bir yandan ya ayranınızı yapın ya da çayınızı da demleyin ki yanında nefis olsun. Bir de tabii benim için domates söğüş vazgeçilmez olur böyle durumlarda!).


Hamurdan cevizden biraz büyük parçalar koparıp, tatlı tabağı büyüklüğünde, mümkün olduğunca ince açın. Bunu yağladığınız bir yapışmaz tavaya koyun ve kabardığını görünce altını kontrol edin. Pişince öbür tarafını çevirin. Hamurun bu puf puf kabarması çok şeker bir görüntü olacak! Son olarak iki taraf da pişince biraz ateşe tutun, biber közler gibi (burası çok ilginç geldi bana!).



Ve sıcak sıcak hamura içi koyup dürüm yapın. Hemen, dumanı üstündeyken, çay veya ayran ile servis yapın. Bir yiyen bir daha isteyeceğinden siz ikinci hamuru da pişirmeye başlayın. Kendinize mutfakta minik bir dürüm yapıp yemeye başlayın benim gibi !




İkinci hafta bir deneme daha yaptım ama bu sefer de bir çeşitleme yapmadan duramadım!

Bir zamanlar Pizza Hut'ın bir Sicily's pizzası vardı, hatırlar mısınız? Sarmısaklı ve kekikli nefis bir hamurun üzerine yapılan pizzalar. Aslında ben artık daha ince ve gevrek hamurları seviyorum ama o hamurun sarmısak ve kekik kısmının tadı damağımda kalmış.

Neyse, ben de bildiğiniz klasik pizza hamurunu ekmek makinasında hazırlarken içine sarmısak ve kekik ekledim. Hani şu meşhur bip sesinden sonra! Sonra da o hamurla öğleden sonra sıkmalar, akşama da pizza hazırladım.

Ancak pizzada öyle bir hata yaptım ki....Mutfakta böyle hatalar yaptığım için kendime çok kızıyorum!

Ben sarımsaklı-kekikli hamurumun lezzetinin hayali ile hamuru incecik açtım ve üzerine en sevdiğim malzemleri (bolca peynir, sucuk, mısır, domates, zeytin) güzelce yerleştirdim. Fırını da Forum.name'deki önerilere uygun olarak en sıcağa ayarlayıp, fırın tepsisini sanki pide-pizza taşı gibi kızdırdım -üzerine pizzaları yerleştireceğim- güya! Bir de baktım ki pizzaların tabanına yağlı kağıt koymadan direk tezgahın üzerinde yapmışım. İncecik hamura, bolca malzemeyle yüklenince de pizzam tezgahla bütünleşmiş!! İmdaaat kurtarın bu leziz pizzayı!!!



Ben de çaresiz pizzayı kapatmak zorunda kaldım! Böylece tepsiye koymak biraz daha kolaylaştı. İşte bu yüzden mecburen bir çeşit Calzone'miz (italyanların kapalı pizzası) oldu ! Ama tadının ne kadar harika olduğunu anlatamam size ! Mutlaka deneyin derim sadece. Resimdeki ilginç pide görünümlü "şey" işte bu calzone çeşitlemesidir !!

Pazar, Ekim 28, 2007

YAĞMUR, SİMİT, ÇAY !



Yaz sonrası, hatta bazen de yaz boyunca yağmurlu ve kapalı bir havanın özlemini duyarım! Hava güneşli olduğunda evet mutlu olurum ama evde oturursam da kendimi bir garip hissederim, mutlaka çıkmak isterim!
Halbuki hava kapalı olduğunda evde oturmanızda bir sakınca yoktur ! Dışarı çıkmamanız için çok geçerli bir sebebiniz vardır! Ve böyle havalarda en güzel şey güzel bir çay demleyip (ya da nefis bir kahve yapıp), yanına da şöyle atıştırmalık bişeyler hazırlamak, evi mis gibi kurabiye-kek-simit kokusu ile doldurmaktır! Sonra da alıp bunları camın yanında yağmuru izleyerek yemektir!
Çalışırken de okurken de, yağmurlu günlerde hep "şimdi evde olsaydık, battaniyenin altına girip, çay ve kurabiye eşliğinde televizyondaki eski Türk filmlerini izleseydik" diye hayaller kurardım! En çok da karlı günlerde bunu isterdim! Ah keşke lapa lapa kar yağsa da yapsak bu hayali !
Resimdeki kandil simitleri tam buğday unu ile yapıldı, nispeten sağlıklılar diyebilirim! Ben artık hergün una bulanmazsam kendimi eksik hissediyorum!

Bu yüzden de bu seferlik nispeten sağlıklı bir hamurişi olsundedim! Çok sevdiğim kitabım "Beyaz Unsuz Şekersiz Hamur İşleri" (Arzu Aygen-Ülfet Aygen) hemen imdadıma koştu!

Malzemeler:

  • 1 çay bardağı susam
  • 3.5 su bardağı tam buğday unu (benim unumla 3 bardak yetti)
  • 1 çay bardağı yoğurt
  • 6 yemek kaşığı ya da 150g oda sıcaklığında eritilmiş tereyağ
  • 1 çay bardağı zeytinyağ
  • 1 yumurta (akı sarısı ayrılmı)
  • 1 tatlı kaşığı bal (ben pekmez koydum o da güzel oldu)
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 çay kaşığı mahlep
  • 1 tatlı kaşığı deniz tuzu

Yapılışı:

  1. Fırınınızı 180 (turbo 160) derecede ısıtın, fırın tepsisini yağlayın ya da yağlı kağıt serin. Susamı geniş bir tabağa alın.
  2. Unu geniş bir kaba eleyip ortasını havuz gibi açın. Eleğin üzerindeki kepeği de içine katın.
  3. Yoğurt, tereyağ, zeytinyağ, yumurta akı, bal, karbonat, mahlep ve tuzu ortasına koyup güzelce yoğurun
  4. Kabın kenarlarında ayrılmaya başlayınca, elinize yapışmadan toplar yapabildiğiniz zaman, ceviz büyüklüğünde 20 parça koparın.
  5. Kopardığınız hamur parçalarını elleriniz arasına yuvarlayarak uzatın ve iki ucunu birleştirip halka haline getirin. Ben dayanamam hamurla hemen oynarım ve bir sürü değişik şekil yaparım! Örneğin 3 küçük uzun parçadan saç örgüsü yapıp uçlarını birleştiririm ya da düğüm (kalp) gibi yaparım (pretzel krakerleri gibi). Mert için de minik simitler yaptım, o da bayıldı bu işe!
  6. Halkaları önce yumurta sarısına sonra da susama batırın. Ben bazılarına sadece çörek otu, bazılarına da hem susam hem çörek otu serptim.
  7. Birbirine değmeyecek şekilde fırın tepsisine dizin.
  8. Sıcak fırının orta rafında 20-30 dakika pişirin. Susamların üzerin pembeleşmiş olmalı. Hemen fırından çıkarın, alttan da hava alabileceği şekilde tel ızgara üzerinde ısıtın.

Kitaptaki notta mahlebin İdris ağacı ve kokulu kiraz ağacı da denilen mahlep ağacı meyvesinin çekirdeklerinin öğütülmesinden elde edildiği yazıyor. Kandil simidinin nefis kokusunun da müsebbibi olarak tanınırmış! Daha fazla bilgi burada.

Bu kitabı gerçekten çok seviyorum, daha önce de bir havuçlu kek tarifi vermiştim, o da nefis ve çok sağlıklı olmuştu. Tariflerde sadece tam buğday unu var ve beyaz una göre daha sağlıklı olduğu için bu da benim içime biraz olsun su serpiyor !

Yapanlara afiyet olsun.

Perşembe, Eylül 20, 2007

BERKAY'IN 3.YAŞ PASTASI

Bu sefer ki pastamız Bakü'nün muhtarı arkadaşımız Elif'in tatlı oğlu Berkay içindi. Kendilerinin en son favorisi Mickey Mouse olduğundan, sipariş bu büyük yerden bu şekilde geldi!

Annesi olacak çalışkan karınca, site site gezerek uygun bir resim buldu. Babası büyük karınca ise bunu print edip, fotokopide büyüttü ve gece çalışarak yağlı kağıda şablonunu çıkardı. Derken o kadar uğraşın sonunda kalıbın küçük geldiği anlaşılınca, haydaaa bir daha aynı şeyler yapıldı. Üstelik annesi her detayı ayrı ayrı da keserek benim işimi fazlasıyla kolaylaştırdı!

Yani bu tür pastalarda tek tek ağız-göz-burun, vs de yağlı kağıttan kesilince, size sadece şeker hamurunun üstüne bu şablonları koyup, bıçakla şekillere uygun kesmek kalıyor..

Pasta yapanlara soruyorum, size de yaparken bir heyecan basıyor mu? Benim resmen kalbim atıyor sanki adrenalin artıyor vücudumda! Acaba güzel olacak mı, acaba düşündüğüm gibi çıkacak mı diye heyecanlanıp duruyorum yaparken. Hatta bu yüzden gereksiz hızlanıp, sabırsız davranabiliyorum detaylarda!

Gelelim yine pastaya..

Pastanın tarifini Gelincikler Burcu'nun Bake Shop'ta verdiği kurstan aldım. Kakaolu pandispanya hafifçe ıslak ve yumuşak! Arasında çikolatalı ganaş (krema+bitter çikolata) ve bir kata muz, diğer kata da cevizli krokan koydum.


Mickey'nin kulaklarına krokan koymadım belki çocuklardan bazıları sevmez diye..
Pasta oldukça ilgi topladı!! Berkay tutturdu "siz kulaklarını yiyin kafasını ben yicem, kafasını kesmeyinnnn" diye!! Sağ alttaki resimde ise Nehir "Berkay 3" yazımı sessizce yürütürken yakalanmış!!!

İlk kez pasta yaparken resimleyebildim ve Yaman Ayşe'nin anlatımı ile de şu süslü 4'lü resim olayını yapabildim! Ben size detayları anlatmayacağım çünkü bu konuda süper anlatımları olan bir sürü güzel blog var biliyorsunuz. Örneğin Akşam Menüsü, Hanimiş, Acemi Şef, Yaman Ayşe, Gelincikler, Pastacı, Yemekbahane, SelServis, Burçin, Zinnur : Bizim Pastane, Hünerli Müge, Devletşah , Fidaneli...liste uzuyo da uzuyo!! Kimi unuttuysam kusura bakmasın ne olur..

Bu resimler biraz da, "valla hepsini ben yaptım, her adımda ter döktüm" gibi bir durum yarattı ama neyse siz anlarsınız halimden!

Bu ilk şablonlu pasta denemem beni çok mutlu etti, gaza geldim hemen bir yenisini daha yapmalıyım. Şekline de bizim evdeki büyük patron karar verir artık!

Cumartesi, Eylül 08, 2007

İade-i tabak ! KIRMIZI MORUK TARTI !!!


Bakü'ye bu defa geldiğimiz gün Elif elinde bir sürü tabakla bize gelmişti. Tabaklar ne zamandır dolapta bana bakıyordu ve hadi artık birşeyler yap da evimize gidelim der gibi bir halleri vardı!!



Bu arada pazardan bu güzel kırmızı meyveleri almış, üstelik de adının burada "kırmızı moruk" olduğunu duyup epeyce gülmüştüm !! Devletşah'ın üzümlü tartlarına da yalana yalana bakmıştım kiiiii...







E hadi, dedim, o zaman birleşin ve de tartolet oluverin ve de rejim yapılan bu evden, bir an önce kaplarınıza girin ve gidin!!!


Ama gitmeden bana biraz poz verin çünkü çok güzel görünüyorsunuz böyle!!


Adınız kırmızı moruk ama bence çok hoşsunuz ! Ve bu tarifle gerçekten çok hafif ve leziz oldunuz!


Ben vallahi sadece ortadaki küçük olanı yedim ! Bu ara hem bir sürü tarif denemek istiyor hem de rejim yapmaya çalışıyorum. Durum fena yani !


Umarım siz pişirir ama bir de yersiniz dilediğinizce!!


Not: Bir şeyi eklemem lazım ! Bu sefer tarifi Devletşah'tandı ama uzun zamandır içinden çıkamadığım site Cafe Fernando'dan Cenk'in tart tarifleri de beni epey cezbetmişti! Onun tarifini yapacak malzeme ve zaman pek yoktu, ama bir daha ki sefere mutlaka onu da deneyeceğim. Buarada Cenk'in bir başka tarifindeki çikolata rendeleme işi çok hoşuma gitmişti. Şimdi onun fotoğraflarına bir daha baktım, onunkilere epeyce benzetmişim gibi duruyor! Ama siz yine de gidin bir orjinallerine bakın, gerçekten çok profesyonel ve güzeller !

Pazar, Eylül 02, 2007

VEDA

İşte bir arkadaşımız daha Bakü'den ayrılıyor !

Daha önce de yazmıştım, yurtdışında yaşamanın en pis (Azerice kötü demektir) yanlarından biri de, tam biriyle arkadaşlığınız tatlı bir kıvama gelince, o birinin başka bir yere tayini çıkıveriyor!

Elbet bir gün sıra bize de gelecek ve giderken de başka bir hüzün duyacağız mutlaka. İlginç bir durum ama Azeriler de, bizler de, ne kadar eleştirsek de Bakü'nün ilginç bir 'ayrılırken hüzünlendiren, gidince özlenilen' bir hali var. Sanırım küçük ve samimi bir şehir olması, çok duygusal bir ortam olması, normal bir küçük şehirden daha sosyal olması ve traji-komik garipliklerin olması bunun başlıca sebeplerinden. Daha önceki bir Bakü yazımda bazılarından bahsetmiştim.


Azeriler hem biraz Rus sertliği hem de biraz Anadolu duygusallığı taşıyorlar. Bu da hayatlarının her aşamasına farklı farklı yansıyor.


Neyse gelelim Türklere ! Bundan bir 6 ay kadar önce, Elif'in önderliğinde Bakü'deki Türk Anneler kulübünü kurmuştuk. İyi ki de kurmuşuz, o gün bugündür gerçekten kendimizi daha bir evimizde hissediyor, yalnız olmadığımızı biliyoruz. İyi ve kötü günlerimizi paylaşıyoruz.
Gelelim vedamıza!

Burada çok sevdiğim arkadaşlarımdan Ceren, Abu Dhabi'ye uçup gidiyor! Bir başka sevdiğimiz arkadaşımız Lesley de Dubai'ye gitmişti, bu aynı ülkeye 2 etti ! Bizi 3-5 havalı alışveriş merkezine tercih ettiniz diye dalga geçiyoruz (burada hiç yok da - gerçekten yok)! Aslında daha önceki yazımda da anlattığım gibi 3-5 alışveriş merkezinden çok öte, çok gelişmiş bir ülke.

Neyse, bize de gitmek için 2 güzel bahane oldu yine !

Ceren'cim, yolun açık olsun. Umarım orada da çok mutlu olursun, çok güzel arkadaşlıklar kurarsın. Biz seni, Ryan ve Joshua'yı çok özleyeceğiz.


Bakalım Türk grubu bundan sonra ilk kimi uğurlayacak, kimin arkasından yine "aaah ah, keşke burada olsaydı" diyeceğiz.



Not: Ceren'in veda pastası doğum sonrası ilk pastam sayılır (bir de doğumdan kısa bir süre sonra eşime doğumgünü için şeker hamursuz boool çikolatalı bir pasta yapmıştım, epey zorlanarak!). Tarifini Burcu'nun temel şeker hamuru kursundan aldım. İçi çikolatalı pandispanya, çikolatalı krema, muz ve ceviz krokanlı. Ceviz krokana hastayım, bundan sonra hep onu kullanacağım gibi duruyor.

Pastanın üzerindeki arılar da, efendim Ceren'in güzel ailesini temsil ediyorlar!!! Sarı çöllere yolluyoruz ya arkadaşımızı, arap ellerine !!

Artık hevesle bir sonraki pastamı bekliyorum! Yaşasın mutfak!

Pazartesi, Nisan 16, 2007

Aaaah İstanbul !! ISTANBUL VE BAHAR..



İSTANBUL GÜNLERİMİZ BAŞLADI...soluğu hemen elbette boğazda aldık ! Erguvanları, boğazı ve balığı tatmadan İstanbul'a geldiğimizi hissedemezdik!!

Bahar çok güzel bir şekilde gelmiş buraya..biliyorum su sıkıntısı durumları var ama bu baharı görmek, çiçekleri ve sıcak havayı hissetmek insana nasıl mutluluk veriyor anlatamam ! Demek ki ben cidden iskandinav ülkelerinde filan yaşayamazmışım!!


Mert sürekli yollarda giderken "anne ağaçlara bak ne kadar da güzeller" diyip duruyor..şimdiden bir doğa aşığı daha yetiştiriyoruz çok şükür !



Henüz listedeki sadece Boğaz'da balık keyfi aşamasındayız..bu hafta azimliyim, listeden birşeylere başlayacağım..







Bana önerilerinizi yazmaya devam edin lütfen..İstanbul sadece benim hazırladığım listeden ibaret değil tabii ve benim vaktim şimdilik yetmeyecek kesin !!





Buarada gitmeden bir gün önce bakıcı ablamız Lale'nin doğumgünüydü. Ona romantik bir pasta hazırladık. Her zamanki tariften (yani içi muzlu kremalı, keki de çikolatalı) ama bu sefer kalpler ve gümüş şekerlerle süsledik.

Yazının kapanışını hiç olmazsa bir pasta ile yapayım dedim!



Şimdilik bu kadar, gezdikçe-yedikçe yazacağım, tam teşkilatlı kameramanız, İstanbul'dan size bildirmeye devam edecek. Yemek pişirmeye biraz ara vereceğim ama biraz da çocuklarla ilgili aklımdaki yazıları yazacağım. Yani size faydalı çocuk kitaplarından ve ikinci çocuk "olayından" bahsedeceğim biraz !


Çoook çok sevgiler !

Perşembe, Nisan 12, 2007

Sibel'in Sakızlı Kurabiyesine ÇEŞİTLEMELER


DAMLA SAKIZIna hastayım! Neye konsa yakışıyor ve pişerken ki kokusu beni mest ediyor !

Daha önce yine Sibel'in Kahve'sindeki kurabiyeyi yazmıştım..Tekrar yaptım ve şansa olmadığını ve bu tarifin gerçekten harika olduğunu ispat ettim!!


Evde ekmek, yoğurt derken okuyanlarınız hatırlar lor üretimine de başlamıştık, sağolsun Yogutland ! Bu defa lor miktarını biraz fazla yaparak önce bir pazar kahvaltısı için, lorlu-baharatlı zeytin salatası yaptık..leziz oldu leziz ! Bu sosu zeytinsiz ekmek üzerinde fırına verince de leziz oluyor elbette !



Derken kalan miktara biraz yoğurt ekleyip (çünkü salataya fazla koymuşum, Sibel'in tarifindeki miktar yoktu), hamurunu hazırladım. Yine ben Sibel'in tarifindekinden 2 kat daha fazla un koymak zorunda kaldım, buradaki unlardan herhalde. Derken iş şekil vermeye gelince, başladım çocuk gibi oynamaya !! Çocuk demişken tabii benim minik gurme de hemen gelerek "anne sana yardım ediim mi?" diyip bir parça hamuru kaptı !


Buarada hamura ben fazladan tarçın da ilave ettim, çok yakıştı. Aklımda anemle yaptığımız ayva reçeli vardı ve tam güzel güzel normal tarifteki şekilleri yaparken birden cevizleri ve reçeli önüme koyup başladım oynamaya !! Bazısının içine reçel koydum, bazısına hem reçel hem ceviz...bazılarına da sadece ceviz...hamur bitene kadar bir güzel oynadık malzemelerle !





İşte yemek yapmanın gerçek bir terapi olduğunun güzel bir kanıtı !! Yoksa hangi güç bana bu kadar kolay yorulup belimin ağrılar içinde olduğu bir dönemde, ayakta onca vakit bu işleri yaptırabilir !! Hele de kurabiyeler pişerken etrafa yayılan koku...her mutsuz insanı, yanında bir fincan çay ile anında iyileştireceğine eminim.



Sırada Bakü'deki bu sezon son davetimizin tarifleri var, sıkı durun içli köfte geliyor !!!!

Cumartesi, Mart 31, 2007

Brownie'ye hayır demek NE MÜMKÜN?




Yine Kek Ye'ye gecikmiş bir kek tarifi oluyor bu!!


Ama bu brownie tarifini ikinci kez deniyorum ve özellikle de daha sıcakken, yanında vanilyalı dondurma ile yiyince sanki çikolata sufle yemiş kadar leziz oluyor! Böyle olması için de belirtilen vakitten bir 5 dakika önce alıyorum fırından..içi çok pişmemiş oluyor, böylece içinden çikolata fışkıran sufleye biraz daha yakınlaşıyor ve hatta ondan daha yoğun bir lezzeti oluyor.

Ama yine mesele içinde kullanılan malzemede! Bu sefer özellikle Lindt'in %85 kakaolu bitter çikolatasını kullandım ve tadı.....muh-te-şem oldu!


Üzerindeki ceviz krokanları ben yaptım derdim ama ayıp ederim !! Aslında hikayesi biraz komik! Buradaki çok güzel bir Tayland lokantasında, yemekten sonra ikram olarak gelen bu krokanlardan yeterince yiyemeyince, annem ve kayınvaldem ziyan olmalarına kıyamadılar!!!! Paket yaptırıp eve getirdik (tabii ki adamlar biraz şaşırdı bu ikramın paketlenmesine!)..

Ceviz krokan bence krokanların en güzeli! Tek başına bile nefis bir ikram..Ben kendim denemedim ama internette şöyle bir tarif buldum, denenebilir. Bir de Milliyet Internetten şöyle bir tarif var:

....."Teflon tavaya azıcık tereyağı dökülür. Tereyağı çıtırdamaya başlayınca tavaya bal ilave edin. Yağ ve bal karışımı fıkırdarken, tavaya kuru cevizleri atın. İstediğiniz kıvama gelinceye kadar çevirin. Cevizler biraz kavrulur. Üzerleri bal ile kaplanmış olur. Tavadan cevizleri çıkarıp, bir mermerin üzerine veya bir tepsiye, birbirinden ayrı gelecek şekilde dizerek soğumaya bırakın. İşte size ceviz krokan. Fındık veya badem ile de yapabilirsiniz. Sıcak cevizleri dökeceğiniz zemini hafif yağlarsanız, yapışmaz. Krokanları kapalı kavanozda saklayın. "

Gelelim Brownie'nin tarifine. Remix I (Lale Apa, Bedriye Medina) kitabından hazırladım ve bugüne kadar denedeğim pek çok brownie'den daha başarılı oldu.


Malzemeler:


  • 1.5 paket bitter çikolata (ben 200g, Lindt %85 Kakao kullandım)
  • 1 su bardağı tereyağ (ben 250g'lık bir paket kullandım)
  • 4 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 tatlı kaşığı vanilya
  • 1 su bardağı elenmiş un
  • 1/2 çay kaşığı tuz
  • 1 1/2 su bardağı dövülmüş ceviz

Tarifi:


  1. Fırınınızı önceden 150 derecede ısıtın
  2. Çikolata ve tereyağını, orta ateşteki küçük bir kapta yavaş yavaş eritin
  3. Yumurtaları mikserle derin bir kapta iyice karıştırın
  4. İçine yavaş yavaş toz şekeri ekleyerek krema kıvamına geinceye kadar karıştırın
  5. Bu karışımın içine, vanilya, un, erittiğiniz çikolata karışımı, tuz ve cevizleri ekleyin
  6. Hepsini iyice karışıtırın ve bir fırın kabına koyun
  7. Önceden ısıtımış olduğunuz fırında üstü parlayıncaya kadar (yaklaşık 30dak ama içinin hafif yumuşak olmasını isterseniz 20-25dak) pişirin
  8. Fırından çıktıktan sonra, kabından almadan soğumasını bekleyin
  9. Keserken parçalanmamasına dikkat edin!
  10. Her bir parçanın üzerine birer ceviz krokan ile süsleyebilirsiniz

Afiyet olsun!!

Perşembe, Mart 29, 2007

Sağlık dolu ve çok leziz bir HAVUÇLU KEK


Havuçlu keke bayılırım ! Aklımda hep çok güzel hatırları var.
Özellikle de bebeğimiz ilk doğduğu zamanlarda, pazar sabahları eşim ya da ben Starbucks'dan latte ve havuçlu kek alır, eve gelir, oğlumuzu da aramıza alıp, gazetelerle uzuuun bir pazar keyfi yapardık.. Mert'in bol gaz sancılı, emzirmeli geçen uykusuz gecelerinden sonra benim kendim yapmam çok zordu ama geleni de o kadar zevkle yerdim ki, neredeyse havuçlu kekin emzirmeye iyi geldiğini düşünmeye başlamıştım !!!
Bugüne kadar bir sürü değişik tarif denedim ama bu sefer ki tarif bir başka ! Öncelikle hafif olması nedeniyle dikkatimi çekmişti ama lezzeti de o kadar güzel oldu ki, tüm tarifleri yendi !
Tam da Kek Ye aktivitesinin üzerine, herkes bolca keke doymuşken biraz geç oldu ama ! Neyse, blog camiası keklerle ilgili bilimum püf noktalarını öğrenmişken bu da arada kaynar artık!
Tariften önce almaktan çok mutlu olduğum bir kitaptan bahsedeyim. Arzu Aygen ve Ülfet Aygen'den "Beyaz Unsuz Şekersiz Hamur İşleri". Bu kitabı Bakü'ye postayla getirttim bir kaç başka kitapla beraber İdeefix'den. İlk hamileliğimde "hamilelik şekeri" gibi bir durum yaşamıştım ve doktorum şekeri ve beyaz unu yasaklamıştı! Zaten rejime meraklı biri olarak,
Montignac'ı da okuyup, iyice "glisemik indeks" takıntılı biri olmuştum!
Bu kitapta hem her türlü hamur işinin daha sağlıklı bir şekilde yapımı anlatılıyor, hem de bir yandan çok faydalı bilgiler ve püf noktaları anlatılıyor. Adından da anlaşıldığı üzere beyaz şeker yerine örneğin pekmezli tarifler, beyaz un yerine de böreğin bile tam buğday unlu tarifleri var.
Bu havuçlu kek de, tam buğday unu ile hazırlanıp, zeytinyağı ve pekmezle yapılıyor. İçine de bolca havuç ve ceviz koyuluyor, ben biraz da kuru üzüm ekledim. Sonuçta Mert'in de bayıla bayıla yediği, vitamin deposu ve çok sağlıklı olup aynı zamanda da tadından fedakarlık etmeyen bir kek !! Yani çocuklar için de ideal !
Bir de ilk kez ben de nihayet silikon kalıp denedim. Neden bugüne kadar beklediysem?? Hiç yağlamadan koyup, çıkınca sanki gıcır gıcır yağlanmış gibi kolaycacık çıkıp, parlaması çok şaşırttı beni ! Acemilik işte !
İşte tarifi :
Malzemeler :
  • 2 su bardağı tam buğday unu
  • 1 tatlı kaşığı karbonat, 1 tatlı kaşığı krem tartar (ben 2 kaşık karbonat kullandım)
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • yarımşar tatlı kaşığı toz karanfil ve muskat rendesi
  • yarım çay kaşığı deniz tuzu
  • 3 su bardağı (4-5 adetten) havuç rendesi
  • 1 su bardağı dövülmüş ceviz
  • 4 yumurta (0da sıcaklığında)
  • 1.5 çay bardağı zeytinyağ
  • 1 su bardağı pekmez

Tarifi :

  1. Kalıbınızı yağlayın ya da benim gibi silikon kalıbınız varsa sadece dolaptan çıkarın bir kenarda beklesin sizi
  2. Fırınınızı 160 derecede ısıtın
  3. Un, karbonat ve krem tartarı eleyerek bir kaba alın. Elekte kalan kepeği de unun içine ekleyin. Baharatı ve tuzunu da ilave edip hepsini iyice karıştırın
  4. Havuç rendesi ve cevizi ayrı kaba alın
  5. Başka bir kapta yumurtaları iyice kabarıncaya kadar yaklaşık 10dakika kadar çırpın.
  6. Yumurtaların üzerine zeytinyağ ve pekmezi ekleyip tekrar iyice karıştırın
  7. Bu karışıma önce unlu sonra da havuç-ceviz karışımlarını ekleyin. Tüm malzeme birbiri ile harmanlana kadar tahta kaşıkla karıştırın
  8. Hazırladığınız hamuru kek kalıbınıza aktarın, üzerini düzeltin
  9. Sıcak fırının alttan ikinci rafında yaklaşık 1 saat pişirin
  10. Piştikten sonra 10dakika kalıbın içinde dinlendirin, daha sonra tel ızgara üzerinde soğumaya bırakın

Ben bu keki biraz ılıkken yemeği çok seviyorum. Yanına güzel bir demlenmiş çay ya da sıcak, kahveli süt (İstanbul'da olsak bir latte!) de çook yakışır tabii !

Mert'e de nefis, besleyici bir öğleden sonra ara-öğünü oluyor.

Hepimize afiyet olsun!

Çarşamba, Mart 21, 2007

İki yeni deneme: Sakızlı Kurabiye ve Patlıcanlı Pilav

Annem ve kayınvaldem buradayken bütün marifetlerini döktürüyorum!


Ben de onları bahane ederek denemek istediğim tarifleri deniyorum. Bunlardan bir tanesi de okuyup da hayalini uzun zamandır kurduğum sakızlı-lorlu kurabiyelerdi. Öncelikle loru yapmayı denemek istedim çünkü burada bazen peynir kıtlığına giriyoruz !


Yogurtland'deki tarifi uyguladık ama bizim sütümüzü (Pınar'ın 1lt'lik UHT sütü) 1 kaşık sirke kesmedi! 2 kaşık daha ekledim, yine kesmedi ! En sonunda 2 kaşık limon suyu ekleyince nihayet kesebildik! Kayınvademin yorumu da "istemezsin kesilir, istersin kesilmez bu süt !!" oldu ! Sonra Mert'tin bebekliğinden kalma tülbente koyup süzdürdük ve de en son tel süzgeçte beklettik 1 gece..sonuç nefis, tertemiz lor peyniri oldu!


Sonra da Sibel'in harika sakızlı kurabiyesini yaptık! Nasıl güzel bir koku yaydı pişerken anlatamam! Bir de lordan olsa gerek yumuşacık oldular. Ben tariftekinden daha fazla un koymak zorunda kaldım, bu yüzden şekeri biraz az kaldı. Bir de bir sonraki sefere biraz da tarçın eklemeyi düşünüyorum çünkü tarçın-sakız ikilisine bayılırım !

Gelelim bizimkilerin marifetlerine !

Kayınvaldemin Dulavrat çorbasını daha sonraya saklıyorum, nefis bir çorba tarifi !

Annemin ayva reçeli bir harika oldu, onun tarifini vermiştim. Sonra da anneme çok sevdiğim zeytinyağlı patlıcanlı pilav yaptırdım! Kış kış patlıcanın ne işi var diyeceksiniz ama işte hem hamile olup hem de annemi yanımda bulunca dayanamadım işte !! Aslında bana göre çok yağlı ama çok da lezzetli bu tarif işte aşağıda!
















Malzemeler:

  • 2 su bardağı pirinç
  • 1 su bardağı zeytinyağ
  • 2 adet patlıcan
  • 2 adet büyük domates
  • 2 çorba kaşığı (damak tadınıza göre) nane
  • 2 soğan
  • karabiber-tuz

Tarifi :

  1. Pirinci kaynar tuzlu suda 20 dakika kadar bekletin
  2. Patlıcanları alaca soyup küçük küçük doğrayın ve tuzlu suda 30 dakika bekletin, suyunu iyice sıkın
  3. 1 bardak zeytinyağında patlıcanları kızartıp, kağıt havlu üzerine çıkarın
  4. Aynı yağa soğanı minik minik doğrayıp ekleyin ve pembeleşene kadar kavurun
  5. Üzerine rendelenmiş domatesleri ekleyin, çevirin
  6. Suyunu süzdüğünüz pirinci ekleyin ve 10 dakika kadar kavurun
  7. En son tuz-karabiber ve naneyi ekleyin, 2 bardak kaynar su ekleyip önce harlı ateşte 2-3dakika pişirin, göz göz olunca patlıcanları ekleyip kısık ateşte demlenmeye bırakın
  8. Altını kapatıp dinlendirin ve 10dakika sonra karışıtırarak ister soğuk, ister ılık servis edin

Bu leziz pilavı aslında sıcak yaz günlerinde tek başına bile bir öğün olarak yiyebilirim, yanında güzel bir ayranla!

Şuanda kayınvaldem muammara yapıyor ve geçen gün de nefis kısırından yaptı. Hepsinin tarifini sırayla vereceğim ve de bütün aile sırlarımız ortaya çıkacak :)

Herkese afiyet olsun!

Salı, Mart 13, 2007

İyi ki doğdun Joshua ve Ryan vee yeni pasta Maceraları!

Bu Cumartesi 2 kardeşin, Joshua ve Ryan'ın doğumgünü partisi vardı. Anneleri Ceren, anneanneleri Türkan ve babaları Steven, günler öncesinden hazırlıklara başladılar ! Tema olarak "hayvanlar" seçildi ve bu temaya uygun olarak da Ceylan'a pasta ve muffin siparişleri verildi !



Daha önce de yazmıştım, burada tavşanlı bir kalıp buldum diye. İşte o kalıpla yaptığım bir-iki provadan sonra nihayet büyük gün geldi ! Ne zamandır bahsettiğim Emel Başdoğan'ın kitabındaki pasta tarifini artık gururla verebilirim, zira gerçekten nefis bir pasta oldu!


Joshua ve Ryan, pastayı kesmeden az önce !



Çikolatalı kekli-Muzlu kremalı tavşan pasta (Emel Başdoğan'ın kitabından):

Malzemeler:
  • Pastanın keki için:
  • 450g (2 su bardağı) toz şeker
  • 250g tereyağ (oda ısısında iyice yumuşamış)
  • 8 adet yumurta
  • 600g (4 su bardağı) un
  • 100g kakao (2/3 su bardağı)
  • 20g (2 küçük poşet) kabartma tozu
  • 20g (2 poşet) vanilya
  • 500ml (2 su bardağı) süt
  • 1yk portakal kabuğu rendesi

Kekin üzerine dökmek için: 2sb (su bardağı) toz şeker, 2 sb süt

Üzerini sıvamak için : 500g çok soğuk krema (ben 10dak buzlukta tuttum)

Vanilyalı muzlu muhallebi:

  • 250g (1sb) toz şeker
  • 25g (3 yk) un
  • 50g (6 yk) nişasta (ben buğday kullandım)
  • 1 tutam tuz
  • 1lt süt
  • 3 yumurta
  • vanilya (1 çay kaşığı vanilya ÖZÜ kullandım)
  • 15 adet muz (diyor tarif ama ben 12 adet büyük kullandım, yetti)

Şeker Hamuru için, pastacının tarifini aynen uyguladım, süper sonuç ! Malzemeleri ve yapılışını oradan direk almanızı tavsiye ederim. Özetle, pudra şekeri, glikoz, toz jelatin ve gliserin gerekiyor. İsterseniz hazır şeker hamuru da alabilirisiniz. Ya da bu pastayı, aşağıdaki ayıcıklı pasta gibi icing ile (tereyağ-pudra şekeri-kakao) de süsleyebilirsiniz.


Pasta keki (ben 1 gece önceden pişirdim):

  1. Fırınınızı 180 dereceye ısıtın
  2. Toz şeker ve tereyağını el mikseriyle krema kıvamına gelene kadar çırpın (Braun'un kendi kabında çırpan mikseri süper, koyuyorsun malzemeleri, o zavallım kendi kendine çırpıp duruyor ! Siz de bu arada diğer işleri yapabiliyorsunuz!)
  3. Yumurtaları birer birer (her bir yumurta iyice karıştıktan sonra diğerini ekleyerek) katın.
  4. Başka bir kapta (ki ben o kabı hep elektronik tartımın üzerine koyar, malzemeleri teker teker eklerim, böylece aynı zamanda tartmış da olursunuz), un, kakao, kabartma tozu ve vanilyayı eleyerek koyun ve karıştırın.
  5. Unlu karışımı yumurtalı karışıma ekleyin
  6. Süt ve portakal kabuğu rendesini de ekleyip, hamını (azerice hepsini demek de!!) el mikseri ile karıştırın
  7. Kalıbınıza dökün. Ben tavşanlı kalıba bu malzemeyi 2 kere de pişirdim ! Siz 2 yuvarlak kalıba koyabilirsiniz. Eğer küçük bir pasta yapmak isterseniz, bu ölçülerin sadece yarısını kullanarak da yapabilirsiniz.
  8. 45 dakika pişirin, soğutun
  9. 2 sb sütü ılıtın, içine 2sb toz şekeri ekleyerek soğutun.
  10. Soğuyan kekleri kalıplardan çıakrıp, ortadan ikiye bölün (büyük bir bıçakla yatay olarak). Böylece 4 katınız olacak. Tekrar kalıpların içine koyun. Şekerli sütü eşit olarak iki kekin üzerine dökün, çekmesini bekleyin.

Vanilyalı Muzlu Muhallebi (bunu da bir gece önceden yaptım):

  1. Toz şeker, tuz, un, nişastayı boş bir tencereye koyup karıştırın
  2. Yedirerek sütü ekleyin
  3. Yumurtaları da ekleyip, kuvvetli ateşte sürekli karışıtırarak muhallebi gibi pişirin
  4. Kaynamaya başlar başlamaz ateşten alın, vanilyayı ekleyip soğumaya bırakın
  5. Oda ısısı kıvamına gelince, küp küp doğranmış muzları ekleyin, karıştırın
Not: Bu o kadar lezzetli bir muhallebi oldu ki, artanı da tabaklara koydum, Mert'e akşamları verdim, biraz tazrçın da serptim, nefis oldu !

Pastayı oluşturma !
  • Sütle ıslanmış keklerden birini düze bir tabağa alın. Üzerine vanilyalı muzlu muhallebinin üçte birini yayın
  • İkinci keki de üzerine hafifçe bastırarak koyun ve yine üzerine muhallebiyi sürün
  • Üçüncü keki de aynen yerleştirin
  • En son kat keki de koyun ( kapak gibi en üste -muhallebi koymayacaksınız artık)
  • Soğuk kremayı buzdolabından çıkarın, el mikseri ile sertleşinceye kadar çırpın
  • Pastayı bu krema ile her tarafını iyice kaplayın (üstünü ve yanlarını) ve pastayı hemen buzdolabına kaldırın

Pastayı Kaplama:

  • Şeker hamuru ile kaplayacaksanız, şeker hamurunu yoğurarak yumuşatın, pudra şekeri serptiğiniz tezgahta yarım santim kalınlığında açın ve merdane ya da elleriniz yardımı ile pastanın üzerini kaplayın (bu detay için tavsiyem Pastacının blogunda değişik pasta kaplamalarına bakın, ben bu aşamaları fotoğraflayamadım).
  • Üzerini dilediğiniz şekilde süsleyin. Ben tavşanın gözlerini şekerlemelerden yaptım örneğin.



Ayıcıklı pasta (Emel Başdoğan'ın kitabından uyarlama):


Malzemeler:
Keki
(bu tarif Party Cakes for Kids kitabından çünkü Emel'in kitabındaki sade pandispanya tarifi 2 denememde de başarısız -çok sert- oldu !)
  • 150g yumuşamış tereyağ
  • 115g (1/2 cup) şeker
  • 2 yumurta, çırpılmış
  • 1.5 kaşık vanilya özü
  • 185g (1 1/2 cup) un
  • 1 poşet kabartma tozu
  • 80ml süt (1/3 cup)
  • 1 yk kaşığı portakal kabuğu rendesi
Kayısı Püresi (1 gece önceden):
  • 500g kuru kayısı
  • 3 sb su
  • 2 sb toz şeker
  • 100g dövülmüş ceviz ya da (tereyağında kavrulmuş) badem (orjinal tarifli bademli ama ben cevizle yaptım)
Beyaz Çikolatalı Krema (1 gece önceden):
  • 500g beyaz çikolata
  • 400g krema
  • 100g tereyağ
  • (Not: Emel Hanım kitabında bu malzemelerin listesini unutmuş, ben de başka bir kitaptan ölçülerini buldum!)
Çikolatalı Icing :
  • 250g tereyağ
  • 500g pudra şekeri (mutlaka elenmiş)
  • 4 yemek kaşığı su + 4 yemek kaşığı kakao (kakao yoğunluğu arzunuza göre bu karışımın miktarını aynı oranlarda arttırabilirsiniz, yani mesela daha yoğun çikolata tadı isteyen 6 yk suya, 6yk kakao ekleyerek kullanabilir)
Tarifi :
Pandispanya :
  1. Fırını 180dereceye ayarlayın, 20cm'lik bir kek kalıbını yağlayın ya da yağlı kağıt serin (ben ayıcıklı kalıbı yağladım)
  2. Tereyağ ve şekeri krema kıvamına gelene kadar mikserleyin
  3. Yumurtaları birer birer (her bir yumurta iyice karıştıktan sonra diğerini ekleyerek) katın
  4. Vanilyayı ekleyerek karışıtırın
  5. Metal bir kaşıkla karıştırarak elediğiniz unu, kabartma tozunu, sütü ve portakal kabuğu rendesini ekleyin.
  6. Kalıbınıza dökün, üzerini düzleştirin
  7. 45 dakika kadar, ya da ortasına bir kürdan batırdığınızda temiz çıkana kadar pişirin
  8. Tel bir ızgaranın üzerinde soğutmadan önce 5 dakika kadar kalbında bekletin
  9. Keki ister 2'ye isterseniz 4'e yatay olarak keserek ayırın (sabrınıza ve kalınlık isteğinize göre, eğer çok kalın bir pasta yapmak isterseniz, yukardaki miktarların iki katı ile kek yapmanızı tavsiye ederim)
Beyaz Çikolatalı Krema:
  1. Tereyağını bir tencerede eritin
  2. Kremayı ekleyip, kısık ateşte kaynayana kadar ısıtın
  3. Ateşten alıp, çikolatayı küçük küçük parçalar halinde ekleyin, iyice karıştırın, soğumaya bırakın
  4. 1 gece buzdolabında sıkıca kapattığınız bir kapta saklayın ki biraz sertleşsin

Kayısı Püresi (1 gece önceden):

  1. Kayısıları iyice yıkayıp süzün. 3 sb su ile bir gece önceden ıslatın
  2. Sabah gerekirse çok az su ekleyip, kapağı kapalı bir şekilde yumuşayıncaya kadar kaynatın
  3. Toz şekeri ekleyin ve şeker eriyene kadar biraz daha kaynatın
  4. El blendırı ile püre haline getirin (yoğun bir kıvamı olmalı, dolayısı ile suyu fazla gelirse suyunu dökün-ya da benim gibi dökmeyin için!!!)
  5. Mutlaka iyice soğutun (buzdolabında)

Pastayı oluşturma !

  1. Keklerin bir tanesini servis tabağınıza koyun. Eğer keki 4'e böldüyseniz:
  2. Çikolatalı kremanın üçte birini pastanın üzerini kaplamak için saklayın
  3. Üzerine önce kayısı püresinin ve sonra da kalan çikolatalı kremanın 1/3'ünü sürün.
  4. Üzerine badem ya da ceviz serpiştirin
  5. İkinci kek katını koyarak yine kayısı püresi, çikolatalı krema ve ceviz ekleyin.
  6. Bu şekilde 4 katı da tamamlayın.
  7. En üste sadece ayırdığınız çikolatalı kremayı sürün ve bütün pastayı bu krema ile kaplayıp buzdolabında sertleşmesi için bekletin (en az 1 saat)

Pastayı Kaplama:

  1. Çikolatalı icing için, tereyağını oda sıcaklığında iyice yumuşatın
  2. Kakao ve suyu bir küçük kapta kaşıkla iyice karıştırın
  3. Bir kapta tereyağını, pudra şekerini ve kakaolu karışımı el mikseri ile karıştırın
  4. Kıvamı kremamsı olup, sürülebilir kıvama gelene kadar çırpın. Gerekirse biraz daha su+kakao karışımı yada süt ekleyerek kıvamı ile oynayabilirisiniz. Çok da yumuşak olmamalı, pastanın üstüne sürülebilir sertlikte olmalı
  5. Buzdolabında soğuttuğunuz pastanın üzerine bu icingi bir bıçak ya da metal spatula yardımı ile sürün ve üzerini dilediğiniz gibi süsleyin
  6. Örneğin hindistan cevizi, beyaz çikolata rendeleri, ceviz, şekerlemeler, şeker hamuru ile yapılmış şekiller....

Muffinler:

Burada bir kolaylık yaptım ! Keki 2 ölçü yapıp, aynı hamuru muffinler için kullandım! Üzerinin kreması için de yukardaki çikolatalı icing gibi 250g tereyağına, yarım kilo elenmiş pudra şekeri, 4 yemek kaşığı süt ekleyerek mikserledim. Bu karışımı 3 parçaya ayırdım ve her birine ayrı ayrı gıda boyaları ekledim. Daha sonra üzerini ailecek süsledik!!!

Gerçekten bu sefer eşim ve Lale de benimle bu oyuna katıldı ! Zira sabahın 6'sında kalkıp hazırlanmaya başaldık ama yetişmeme durumları çıkınca imdadıma yetiştiler !!


Buarada beni işten tanıyanlar bilir, tam bir aksiyon planı canavarıyımdır !! Özel hayatımda da, evlenirken de, bebek beklerken de hazırlıklarımı hep bu basit excel sheet'lerle yapardım!! Hastalık diyelim :) Geçen hafta 3 ayrı pasta ve muffin yapınca, mecburen ben de işleri plana döktüm. Alışveriş için çok faydalı oldu doğrusu !! Aşağıda bir bölümünü görüyorsunuz, ben her pasta için bu listeyi hazırladım ve böylece malzeme listemi hemen alışveriş listesine çevirdim.




2 günlük hazırlık, 2 ayrı provadan sonra, doğumgününde çocukların şu bakışlarını görmek gerçekten herşeye değerdi !!!

Ceren de bir sürü güzel salatalar ve çocukların seveceği mamalar hazırlamıştı zaten ve onca şamata yapan çocuklara rağmen sabrını hiç kaybetmeyen süper bir ev sahibiydi!

Ah diyorum, şu işlere hamile olmadan sarsaydım keşke, çünkü her pastadan sonra belimin ağrısından duramıyorum! Belim izin verse daha neler neler yapacağım ben!!!

Şimdi de yarın gelecek ağır misafirlerimiz için sarma-kısır-dolma, vs gibi yemeklere gireceğiz ! Belim izin verirse bir pasta da onlara yapmak istiyorum bakalım!

Hadi belcağızım, az kaldı, sabret !!!