Mezeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mezeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Mayıs 29, 2010

AH BI YAZABILSEM !



Neden artik blog yazamiyorum??

2 Cocuk + yogun bir is temposu + Istanbul ozlemini gidericem diye her bos animizda sokak sokak gezmeler...

Sanirim cevabi bu olsa gerek?


Yemek de cok daha az pisiriyorum ama gecenlerde arkadaslarima guzel bir balik sofrasi yapabildim. Bu resimler de oradan..


Menu oldukca zengindi...bu menuyu ikinci defadir yaptigim icin de daha rahattim, hemen hemen hepsini 3-4 saatte cikarabildim !

Menu soyleydi
* Lorlu muammarali renkli biberler
* Avakado, greyfurt, dereoutlu, karidesli enginar
* Terbiye soslu ahtapot salatasi
* Cevizli, sarimsakli, elma rendeli, portakal recelli kurutulmus domates salatasi
* Somonlu, terbiye soslu borulce salatasi
* Kavun icinde fistikli, domatesli peynir
* Narli-izgara hellimli-fistikli-kirmizi soganli roka salatasi

* Naco ve marul kayiklarinda kisir
* Baklava hamurunda kozlenmis patlican-kirmizi biber boregi
* Risotto
* Mantarli-sarapli balik kavurma




Bakalim bu yazi bir geriye donus olabilecek mi??

Bu menudeki yemeklerin cogunu Gokcen Adar`in Ilkbahar-Yaz ve Sonbahar-Kis kitabindan aldim. Tavisey ederim inanilmaz guzel tarifler var.

Pazar, Ekim 21, 2007

Mangal tarifleri NİHAYET!


Günlerin ne kadar hızlı geçtiğine inanamıyorum! İki çocuklu hayat içinde, üstelik artık çalışmamama rağmen, yapmak istediklerimin ancak yarısını yapabiliyorum! Umarım bu sıkıştırılmış hayat modu yakında geçer !! Ya da acaba iki çocuk olunca hep böyle mi oluyor??


"Çok yakında" falan deyip sizi de uyutmuş gibi oldum kusura bakmayın! Önce araya bayram telaşı girdi ve sonra da geçen bütün hafta benim büyük oğlanın okulu olmadığından evde onu eğlendirmekle meşgulduk!

Gelelim meşhur mangal tariflerine !! Meşhurluğu sadece uzun zamandır yazamamaktan aslında.

Yaz aslında, özellikle de İstanbul'da çoktan bitti ama Bakü'de Eylül ve Ekim oldukça sıcak geçti. Biz de fırsattan istifade balkonda mangal keyfini buradaki arkadaşlarla paylaştık. Fotoğraflar iki farklı akşamın karması oldu.


Menülerde, daha önce "Yaşasın Salatalar" yazımda anlattığım salataların yanı sıra, (tabii ki meşhur) kısır, piyaz, börek çeşitleri, ızgara hellim ve ızgara sebze vardı. Mangaldaki etlerin terbiye soslarını ve de Evcini'nden aldığım inegöl köftelerini de bir başka zaman anlatacağım çünkü çok çok başarılı oldular.


Tarifini vermek istediklerim ise fırında kaşarlı-karidesli mantar, köz kırmızı biber-patlıcan salatası ve en ilginci de sanırım fırında domatesli, kekikli enginar ! Hepsi bir yazıya sığmayacak gibi duruyor, bu yüzden şimdilik ilk ikisini vereceğim.

Fırında kaşarlı-karidesli mantar çok kolay ve pratik bir tarif.



Malzemeler:
  • 1 paket mantar
  • 1 çay bardağı kaşar peyniri
  • Mantar sayısı kadar karides (ben dondurulmuşlardan kullandım)
  • 1 tatlı kaşığı hardal
  • Zevke göre tuz-karabiber-kırmızı biber-köri
  • Dilerseniz biraz tereyağ

Yapılışı:


  1. Mantarları temizleyin ve saplarını dikkatlice çıkarın
  2. Saplarını ince ince doğrayın ve buna hardal, baharat, kaşar peynirin yarısı ve isterseniz tereyağ ekleyin (ben eklemedim!)
  3. Bu karışımı mantarların içine doldurun ve bunun üzerine birer karides yerleştirin
  4. Karideslerin de üzerine biraz daha kaşar peyniri rendeleyin
  5. 180 derecelik fırında üzeri kızarana dek pişirin

Karidesler yiyenlere süpriz oluyor ve bu çok kolay yemeğin servis tabağı adeta silinip-süpürülüyor!

Köz kırmızı biber-patlıcan salatası

Bu çok kolay olan bir başka tarif ama ne zaman yapsam yine ilk bitenlerden oluyor! Bilgiye'nin kulakları çınlasın, bize o öğretti bu tam Doğu işi leziz tarifi.

Malzemeler:

  • 1 kilo kırmızı biber
  • 1 kilo patlıcan
  • 4 domates, soyulmuş ve küp küp doğranmış
  • 4 diş ezilmiş sarımsak
  • 2-3 yeşil biber
  • Yağ (ben herzamanki gibi zeytinyağında yaptım ama çekinmeyenler tereyağ da kullanabilir tabiii!)

Yapılışı :

  1. Patlıcan ve kırmızı biberleri fırında ya da ocakta közleyin ve kabuklarını soyarak küçük küçük doğrayın
  2. Yaklaşık 3 çorba kaşığı zeytinyağında domatesi yumuşayana kadar çevirin
  3. Yeşil biberleri de ekleyin ve onları da yumuşatın
  4. En son sarımsakları ekleyin ve kokusu çıkana kadar birkaç dakika daha çevirin
  5. Közlemiş olduğunuz patlıcan ve biberleri de ekleyerek karıştırın, birkaç kez çevirin ve altını kapatın
  6. Hafif ılık ya da soğuk olarak servis edin

Bu nefis mezeyi vakti olmayanlar, dolaplarında bulunduracakları hazır doğranmış domates, közlenmiş patlıcan ve biber konserveleri ile çok kısa sürede de yapabilirler. Şipşak bir meze olarak acil misafirlerinizi şaşırtabilirsiniz!

Bir sonraki yazıya en ilginç tarifi, enginarı sakladım, iyice televizyon kanallarına benzedi bu iş, " az sonraaaa" !

Salı, Eylül 04, 2007

Etkinlik, diyet ve TONLU KÖZ KIRMIZI BİBER DOLMASI

Bu aralar evde yine rejim rüzgarları estiğinden ve bizim diyette akşamları sadece sebze ve salata olduğundan, harıl harıl değişik sebze yemekleri arıyorum! Daha önce de yazmıştım bu konuda ve birkaç önerim olmuştu meraklısına.

Eşime her akşam sadece sebze yedirince ve bu sebzeler de Bakü'de daha da kısıtlı olunca (enginar ve bamya yok mesela) geçen akşam bir değişiklik yaptım.

Bu leziz mezeyi, gördüğüm en güzel yerleden biri olan İspanya'nın Sevilla kentindeki Tapas (meze) barlarda yemiştim ve tadına hayran kalmıştım. Hem çok kolay hem de çok gösterişli!

Mezeler ve Aperatifler etkinliği vesilesi ile bu güzel mezeyi yapıp-yeme fırsatımız oldu.

Ton balıklı köz biber dolması

Malzemeler
  • 6 adet renkli biberler
  • 1 kutu yağsız ton balığı
  • 3 çorba kaşığı yoğurt (tercihen yağsız)
  • 1 tatlı kaşığı hardal
  • 1 avuç ince kıyılmış dereotu
  • dilerseniz çok ince kıyılmış turşu
  • 1 limonun suyu
Tarifi
  1. Biberleri fırının ızgarasında ya da ateşte közleyin ve kabuklarını sıcakken soyun
  2. Ton balığını ezerek, limon suyu, yoğurt, hardal, dereotu ve turşu ile karıştırın (rejim yapmıyorsanız ve tadını seviyorsanız light mayonez ile de karıştırabilirsiniz)
  3. Üzerine de seviyorsanız 1 kaşık balsamik sirke ve zeytinyağ ekleyerek daha da keskin bir lezzet elde edebilirsiniz

Cafe Gusto'dan Serpil'e bu güzel Etkinlikte kolaylıklar dilerim !

Cuma, Nisan 27, 2007

KLASİKLER...Ennn sevdiklerim birarada !


Türkiye'den uzakta olan herkesin hasretidir çay ve simit ! Sanırım her şehrin kendine has bir simit alışkanlığı vardır..Benim favorim Cadde'deki simitçiler (özellikle Şaşkınbakkal'daki, Kazım Kulan çarşısı önü) ya da semt pazarlarındakiler. Yukardaki güzeller ise Beyaz Fırın'da kahvaltı fantazisinin bir parçası !! Hem de çok sosyetik bir simit, hem yumurtalı hem de sucuklu....! Oradan koşarak kaçtım diyebilirim yoksa kendimi kaybedip bir sürü başka güzellerden alabilirdim ve her akşam evde karbonhidrat krizine girerdim!!

Aşağıdaki resim Erenköy'ün denize çıkan (Beyaz Fırından koşarak kaçtığım!!) sokaklarından biri..bu ağaçlıklı sakin sokaklara bayılıyorum, kimbilir bu apartmanlar olmadan önce nasıl bir doğa vardı buralarda..



Onun yerine özlemini duyduğum çok daha sağlıklı leziz sebzelere verdim kendimi ! Öncelikle Çarşamba günü hemen kendimi Bostancı pazarına attım. Orada resim çekemedim zira kendimi zor taşır haldeyim artık. Karnım önde ben arkada geziyoruz heryere!

Pazardaki nefis yeşilliklerin kokusuna dayanmak ne mümkün ! Bolca nane, dereotu, maydonozun yanı sıra tabii ki enginar, taze iç bakla, taze sarımsak, semizotu, gittikçe güzelleşen patlıcanlardan almadan çıkamadık !

Derken bu sabah nihayet kendimi, kendi evimin mutfağında, sebzelerin arasında kaybettim!! Belimin çok ağrıyacağını bile bile yemekler yaptım.



Tüm yemeklerin ana teması sarımsak olduğundan, yemeği sonunda eşimle midelerimiz ufak çaplı bir fesat durumu yaşadı !! Olsun, yine de bu sebze bayramı gerçekten her şeye değerdi.

Öncelikle patlıcanlar fırının ızgarasında közlenip, bol sarımsak ve zeytinyağ-yoğurt ile karıştırıldı ve ılık ılık sofraya geldi.


Geçen gün Yogurtland'in nefis taze iç baklalı, dereotlu bulgur pilavını yapmıştım, hemen dolaptan çıkıp, sebze dostlarının yanına yerleşti ! Bu tarifi denemenizi şiddetle tavsiye derim..gerçekten çok güzel bir yemek. Ben bu tarife de dayanamayarak sarımsak ekledim!!



Daha sonra önce iki ayrı salata olarak yapacakken "neden olmasın?" diyerek birleştirdiğim iki favorime sıra geldi : enginar ve deniz börülcesi !

Enginarların tarifi sevgili Tijen İnaltong'dan, bu üçüncü yapışım ve sanırım daha çook yapacağım! Kısaca bol tuzlu limonu suda haşlanan enginarlar, ılıkken limon-zeytinyağ ve sarımsak ile karışıtırılıyor. Üzerine bol dereotu ve Tijen Hanım'ın tercihi susamlar serpiştiriliyor. Her yiyen hayran kalıyor bu çok basit, sade ama nefis lezzete.

Deniz börülcesini pazarda görünce nasıl sevindim anlatamam! Beni hemen Ege'ye, tatillere, deniz kenarlarına götürdü. Ben de onu bizim eve götürdüm, kaynar suda 5 dakika haşladım, çıkarıp soğuk suda süzdüm, saplarından tutarak, kolaycacık yeşil kısmını ayırdım. Sonra da muhteşem üçlü olan limon-zeytinyağ-sarımsak ile karıştırdım..Baktım ki aynı üçlü enginarda da var, üstelik de enginar ve börülce birbirlerine uzaktan birbirlerine göz kırpıyor..e hadi dedim o zaman, sizi evlendirelim, tabaktan da tasarruf edelim! Sonuç gayet lezzetli bir salata oldu.

Ve her zaman favorim olan semizotu salatası. Benim sevdiğim usulde, rendelenmiş salatalık, bol dereotu ve taze nane de var. Sarımsaklı süzme yoğurt ve zeytinyağ ile de karışınca...işte klasik ve leziz bir salata!


Bu yemeğin üzerine bizi ancak buzzz gibi bir karpuz sakinleştirebilirdi ve o zaman da tam bir yaz sofrası olacaktı. Hava da sıcak ve güneşli, birden yaz geldi sandım ama..karpuzumuzun olmayışı hala baharda olduğumuzu hatırlattı!

Ben de yemeğin üzerine yaklaşık bir 10 bardak su içtim, nasıl uyuyacağım ise belirsiz !

Olsun ben hasret gidermeye ısrarla devam etmeye niyetliyim!

Herkese tekrar İstanbul'dan sevgiler...

Perşembe, Nisan 12, 2007

Bakü'deki sezonun son daveti ! İÇLİ KÖFTE BAŞROLDE !

BAKÜ'DE BAHAR ASLINDA ÇOK GÜZEL ! Ancak biz bu baharı, çok hayırlı bir sebepten İstanbul'da geçireceğiz..

Baharda Bakü'nün her yanında çiçekler açıyor..Güller, papatyalar, parklarda ve yolların kenarlarında şehri renklendiriyor. Geçen yıl Nisan'da geldik bu şehire (resim geçen yıldan) ve ilk 15 gün neredeyse hiç güneşi görmedik. Tam moralimiz iyice bozuluyordu ki, Mayıs ayında nihayet yemyeşil ağaçları ve çiçekli yolları görünce, derin bir nefes aldık! Yine de İstanbul'u arıyoruz..O kadar kızarız parklarımız, yeşilimiz az diye ama işte burası İstanbul'dan da az!

Cumartesi günü yolculuk var inşallah şimdi de evde toplanma telaşı... 3.5 aylık bir kalış olacağından oldukça yüklü gideceğiz.

Yine de bu telaşlı haftada bir tek misafiri ağırladık evde ! Menü bu sefer cidden sade oldu !

  • Domates Çorbası (yine!)
  • Humus
  • Cevizli Kabak salatası (Müge'den)
  • Lahana salatası
  • İÇLİ KÖFTE
  • Mantı
  • Ayva Tatlısı

Çok beğenilen domates çorbasını açıkçası canım çok çekti diye bir daha yaptık ! Yine sevildi efendim !

Cevizli kabak salatasının tarifini Yemek Bahane- Müge'den almıştım. Ancak burada süzme yoğurt bulamayınca bizim lorluk tülbentler iş başına geçti ve gece boyunca buranın "camış" (evet manda!) yoğurdunun suyunu çıkardı !! O kadar lezzetli oldu ki anlatamam! En kısa zamanda Müge'nin tarifini uygulayın derim..Ben üzerine nane ve kırmızı biberi biraz zeytinyağında çevirip ekledim, o koyu renkli karaltılar da onlardır! Nefis bir koku ve tat (ve kalori!) katıyor tabii !!

Eşim Adana'da ilkokulu okumuş ve Adana'yı hep çok mutlulukla anar. Yedikleri kebapların ve nefis yemeklerin bunda etkisi büyük elbette ! Sevgili Fatoş Yenge'miz de oraların nefis humusunu sağolsun verdiği inanılmaz zenginlikteki davetlerinde mutlaka yapar. Onun humusunu yiyince diğerleri biraz yavan kalıyor ! Aslında bildiğiniz üzere çok kolaydır humus ama işte o ekşi-sarımsak-tahin ölçüsü ile kıvamını tutturmak, ancak iyi bilenlerin işi oluyor ! Ben humusu yaparken sürekli eşime tattırıyorum ve ondan gelen yanıt şöyle oluyor " Fatoş Yenge'ninkine göre biraz kuru olmuş.." ya da "biraz daha ekşisi çok olmuş" gibi !!! O kıvamı bulana kadar tadıyor beyimiz (bazen bunun humustan bolca yemek için numara olduğunu düşünüyorum!!).


Ben size bir tarif (Gönül Candaş'tan uyarlama tabii ki) vereceğim ama bunun üzerine sizin de birilerini ya da kendinizi feda edip (!) tadarak limon-su-sarımsak oranları ile oynamanız gerekecek ! Kendi damak tadınıza uygun hale gelene kadar bunlardan biraz daha ekleyebilirsiniz..


Malzemeler:

  • 1.5 bardak nohut
  • Yarım bardak tahin
  • Yarım bardak zeytinyağı
  • 3 çay kaşığı kırmızı biber
  • 4-5 diş sarımsak
  • 3-4 limon
  • Tuz
  • Yarım bardak su
  • 2 çay kaşığı kimyon

Tarifi:


  1. Nohut akşamdan ıslatılır ve ertesi gün iyice haşlanıp kabukları teeek tek soyulur
  2. Rondo ya da el blendırı ile ezilir. Ezerken içine limon suyu ve çeyrek bardak da su koyarsanız (haşlama suyu da olur) daha kolay ezilirler (yoksa el blendırınız bu duruma çok kızıp epeyce ısınıbiliyor zira nohutlar ciddi sert mizaçlı baklagillerden!)
  3. Bir kaseye alıp tahin, ezilmiş sarmısak, kırmızı biber, tuz, kimyon eklenir, karıştırılır
  4. Azar azar limon ve zeytinyağını, çok koyu olmayan bir kıvama (püreden daha akıcı) getirip, ekşisi de size en uygun hale gelene kadar ekleyin. Dikkat edin bu arada humusun yarısı mideye inmesin, misafirlere de kalsın!!

Biz evde sade yiyoruz ama bazı kebapçılarda humusu sıcak yapıp pastırma ile sunuyorlar, nerenin adeti bilmiyorum. Ama tabii evde de yapılabilir, neden olmasın?

Mantı'yı Lale açtı ve o kadar güzel oldu ki anlatamam! Hamuru incecik ve kıyması bol bol...Üzerine ben biraz tereyağ-biraz zeytinyağında bizim ev yapımı biber salçası ile nane-kırmızı pul biber yaktım! En üste de sumak ve biraz daha nane ekledim.. Gerçekten yediğim en leziz mantılardan biri oldu...


Gelelim assolist içli köfteye ! Bu cidden beni çok endişelendiren bir yemekti !! İlk denememde, ki bundan yaklaşık 7 yıl kadar önceydi, eşimle beraber uğraşıp yapmıştık..büyük bir hevesle haşlamaya koymuştuk ama....ama...haşlamada unuttuğumuzdan, tencereye bir de baktık ki, bir adet içli köfte çorbası yapmışız, darmadağın olmuş saatlerce uğraşılıp yapılan köfteler !!!!

Böyle bir tecrübeden sonra tabii ki yıllarca bir daha cesaret edemedim ! Ancak blog işinde olunca tecrübeli bayanların tariflerine güvenebileceğimi biliyordum işte !! Sonunda Lezzetin İzinde'deki Başak'ın tarifini, aslına en uygun olduğunu düşünüp hemen bastım! Başak'tan da bir-iki tavsiye aldım sağolsun hemen cevap verdi. Ben yine de kendime güvenemeyip, dışının çatlaması korkusu ile bir de Sonsuz Nimet'in tarifindeki dışına yumurta ve un ekleme işini de yaptık...

Sonuç...tam puan..değil !! Maalesef ! Yani tadı tam puan oldu, leziz bir köfte oldu ama işte mutfakta başarı gerçekten tecrübe ve pratik gerektiriyor..Boşuna annelerimizin, anneannelerin, kayınvaldelerin yemekleri bir başka olmuyor tabii ! Bizim köftemizin korkudan dış duvarları oldukça kalındı!!!! Aslında sonlara doğru inceleri de çıktı tabii, yaptıkça insana cesaret geliyor! Bir de yine çatlama korkusundan haşlama konusunda da çok çekingen davrandık herhalde, köfteler yüzeye çıkar çıkmaz neredeyse alıverdik..halbuki bir beş dakika daha pişse yumuşacık olabilirmiş...

Ama ben yine de bu zorlu yemeği yaptığım için mutluyum..Mutfaktaki (kendim için) büyük bir tabuyu yıktım!!! Üstelik daha önce kimseden görmeden yaptık..İşte blog camiasının harika bir yanı daha! Sanki Başak'ın elleri yanımda hazırlıyormuş gibi internetten bastığm tarifi masanın üzerine koyup, baka baka yaptık..

İşte böyle bir macera da bitti...

Bakü'ye bir daha yaz ortası geleceğiz, havalar sıcak ve etrafta buram buram petrol kokusu oluyor! Çiçek kokularını tercih ederiz tabii ama burada herkes parasını bundan kazanıyor. Eminim onlara kokusu neredeyse çiçek gibi geliyordur!

Yazılara İstanbul'dan devam etmeye çalışacağım ama yemek yapabilir miyim bilmem. İstanbul'daki mutfağımın çoğunu buraya taşıdım. Ve artık iyice ağırlaştım. Artık gezebildikçe size güzel lokantalardan haber veririm..

Çok heyecanlıyız..yarından sonra İstanbul'da görüşmek üzere..bize şans dileyin olur mu?


Hoşçakal Bakü ve de herkese sevgiler !

Pazar, Nisan 08, 2007

Mercimekle Bulgurun Buluşması ! MERCİMEK KÖFTESİ

MERCİMEKLİ KÖFTE YA DA MERCİMEK KÖFTESİ de kısırdan sonra ennn sevdiğim yemeklerdendir. Hem bulgura hem mercimeğe aşık biri olarak bu buluşmanın lezzetini tabii ki dayanılmaz buluyorum.

Hamileliğin ilk aylarında canım çok çekince sağolsun buradaki arkadaşlardan Fulya'cım bir tepsi yapmıştı ! Öğrenciyken de ders çalışırken arkadaşlarımın annesi (örneğin biri kayınvaldem diğeri de Gonca'mın annesi Tülay Teyze'm !) yaptığında lüpür lüpür çayın yanında yerdik (silerdik-süpürürdük demek daha doğru olur!)..

Bakü'de (Fulya da gidince) iş başa düştü ! Hemen değişik tarifler kıyaslandı ve ortaya karışık güzel bir tarif çıktı! En sevdiğim şey zaten tarifleri birbirine karıştırmak-eklemektir ! Özellikle pek bilmediğim, ilk kez yapacağım bir tarif olduğunda, mutlaka en az 3-4 tarife bakarım. Son yıllarda bu işe bloglar da eklenince bazen hazırlık safhası çoook uzun sürebiliyor !

Altı-üstü bir mercimek köftesi diyeceksiniz ama ben size daha ne tarifler vereceğim inşallah (örneğin bir yılbaşı hindisi tarifim var ki...dillere destan ! :) toplam 6 tarifi filan karışıtırıyoruz orada :))

Gelelim bu kolay ama leziz tarife. Aslında her zamanki gibi Portakal Ağacından Hatice'nin tarifi mükemmel. Ben sadece biraz limon-narekşisi katkısı yapıyorum bir ekşi aşığı olarak ve Gönül Candaş'ın Bereketli Olsun kitabındaki tarifindeki ölçüleri kullanıyorum.

Malzemeler:

  • 2 su bardağı kırmızı mercimek
  • 1.5 su bardağı ince bulgur
  • 3 soğan
  • 3-4 kaşık yağ
  • 1'er yemek kaşığı kırmızı biber ve domates salçası
  • 2-3 çay kaşığı kırmızı pul biber ve karabiber
  • 2-3 çay kaşığı kimyon
  • yarım demet dereotu ve maydonoz
  • 6-7 taze soğan
  • Yarım limon suyu ve 1 tatlı kaşığı nar ekşisi

Tarifi :


  1. Soğanı ince doğrayıp yağda pembeleştirin, kırmızı biber ve domates salçasını da ekleyip biraz daha karıştırın. Pulbiber ve karabiber ilave edin.
  2. Mercimeği yıkayıp 3-4 bardak su ile iyice haşlayın
  3. Sıcakken bulgurun üzerine döküp karışıtırın (suyuyla beraber)
  4. Kapağını kapatarak bulgurun kabarmasını bekleyin (yaklaşık 30 dakika)
  5. Taze soğan, maydonoz ve dereotunu temizleyip, ince doğrayın
  6. Bulgur kabarınca, kavrulmuş soğan, limon suyu ve narkeşisi de eklenerek karıştırılır, iyice yoğrulur
  7. Eğer kuru gelirse bir miktar sıcak su, sulu gelirse de bir miktar bulgur ekleyerek biraz yumuşamasını bekleyebilirsiniz
  8. En son yeşillikler de ilave edilir ve biraz daha yoğrulur
  9. Avuç içine sıkılarak köfteler yapılır. Ben bu sefer, Mert de çok sevdiğinden minik toplar şeklinde de yaptım
  10. Sunumda marul yaprakları tabii ki başrolde ! Benim gibi ekşi hastası iseniz ve de içindeki ekşilik kesmez ise yanında limon ile servis edebilirsiniz.

Bu köfteyi acı yapmazsanız çocuklar için de hem lezzetli hem de sağlıklı bir seçenek. Minik toplar halinde olunca Mert'in çok hoşuna gidiyor ! Aşağıda beni minik gurmem ilk üretimden hemen tadım yaparken görülüyor ve "hımmmm çok güzeeeeel" diyor !

Afiyet olsun!

Salı, Mart 27, 2007

TÜRK GECESİ : İŞTE KAYINVALDEMİN MEŞHUUUR KISIRI !


Türk Gecesi aktivitesine benim katkım da, hayatta en sevdiğim Türk mezesi/salatası olsun dedim !

BU BİR EFSANEDİR, DİKKAT !!!

Ben çocukluğumdan beri bir kısır hastasıyım! Kısırlar arasında da ciddi ayırım yapardım ama o kadar sevince her türlüsünü de yerdim!! Ta ki bu kısırla tanışana kadar !

Bu kısır gerçek bir efsanedir bizim ailede! Benim ne kadar çok sevdiğimi bildiğinden, kayınvaldem her fırsatta yapar sağolsun. Biz Bakü'ye gelince mecburen bu sırrı öğrendim!!!

Orjinali kadar olmasa da gerçekten her yiyenin hayran olduğu bir tarife sahip olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim!

Ancak burada işin en önemli sırlarından biri de kullandığımız malzemelerde. Aslında tüm yemeklerde elbette malzeme seçimi işin püf noktasıdır ama kısırı da kısır yapan, bulguru, salçası ve narekşisi olduğundan, bu üçünün kalitesi ve cinsi lezzetini inanılmaz değiştiriyor.

En başta bulguru. Bu kısırda bulgur olarak kayınvaldemin bize tanıştırdığı ve herdefasında bize bıkıp usanmadan aldığı esmer ince bulgur kullanılıyor. Ve herşeyi aynı tutun, sadece bulguru değiştirin, lezzeti cidden değişiyor ! Sanırım aktarlardan ya da Carrefour'dan bulabilirsiniz. Biz Bakü'ye torba torba üşenmeden-sıkılmadan taşıyoruz valla!!
İkinci özel ve önemli malzeme ise, her yıl sevgili Fatoş Yengemizin bize Adana'dan getirttiği gerçek ev yapımı leziz kırmızı biber salçası. O kadar lezzetli ve yemeklere öyle bir fark katıyor ki, onsuz ne yaparız diyerekten yine kutu kutu Bakü'ye taşıyoruz. Hatta ilk gelirken taşıma şirketindeki adamlara yalvardım, " Bakın biz Türküz, kendi salçamız olmadan bir hiçiz!!" diye duygu sömürüsü yaptım da, mobilyaların arasında epeyce gizlemiştik beraber!! Buradan Fatoş Yenge'ye de tekrar çok çok teşekkür ederiz, bizi bu doğal ve leziz salçalarla tanıştırdığı ve her yıl bize de getirttiği için. Buaralar kayınvaldemin stoğundan yiyoruz, ona da çok teşekkürler!
Nar ekşisi ise bize Bakü'nün armağanı! Buranın narları çok meşhur ve gerçekten mevsiminde çok güzel. Dolayısı ile nar ekişisi de çok güzel. Azeriler ızgara balığı bile nar ekşisi ile yiyorlar. Bizimkinden daha tatlı ve koyu kıvamlı ve leziz!
Bir de bu kısırda malzeme çok bol, sanırım bu da etkiliyor lezzeti.
Bulgur zaten benim aşık olduğum vazgeçilmezim ! Bulgurlu herşeyi severim-yerim ! "Bulgur ye" aktivitesi oldu mu acaba ? Olmadıysa nefis olurdu di mi??
Tamam, artık gevezeliği bırakıp tarife geçiyorum.
Malzemeler:
  • 3 çay bardağı ince esmer bulgur
  • 2 çay bardağı kaynar su
  • 2 orta boy soğan
  • 1'er demet nane, maydonoz, taze soğan
  • 3 çorba kaşığı nane
  • 2 tatlı kaşığı kırmızı biber
  • 1 tatlı kaşığı isot
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1'er çorba kaşığı kırmızı biber ve domates salçası
  • 1 çorba kaşığı kimyon
  • 4 çorba kaşığı nar ekşisi
  • 1 limonun suyu
  • 6 çorba kaşığı zeytinyağ

Tarifi :

  1. Kuru soğanı incecik doğrayın
  2. Derin bir tencerede, bulgura soğanı ve domates ile biber salçalarını ekleyip, iyice karıştırın
  3. Kaynar suyu da ekleyip, yine iyice karıştırın ve kapağını kapatıp 20dakika kadar bekletin (eğer bulgur sert kalırsa su miktarını arttırabilirsiniz ama çok azar azar yapın)
  4. Bu sırada tüm yeşillikleri incecik kıyın
  5. 20dakikanın sonunda, önce tüm baharatları (nane, kimyon, kırmızı-kara-isot biberleri) ekleyin ve iyice karıştırın. Salça ve baharatlar heryere eşit bir şekilde dağılmalı
  6. Yeşillikleri ekleyin
  7. Zeytinyağ-limon-nar ekşisini ekleyin. Dilerseniz, önce benim verdiğim miktarlardan daha azını ekleyin. İyice karıştırın ve damak tadınıza göre biraz daha ekleyin. Ben kimyonunu ve ekşisini çok bol seviyorum, acısını ise orta.
İşte budur ! Koca bir tabağı bıkmadan yiyebilirim! Zaten dediğim gibi bulgur o kadar ilahi ve özel bir gıda ki yemekle de çok iyi ederim!
Kayınvaldeme bizimle bu sırrı paylaştığı için tekrar çok teşekkür ederim!
Geriye bir-iki tarif daha kaldı, onları da ele geçirdim mi, aile hazinesini tamamlayacağım :)
Afiyet olsun!

Pazartesi, Mart 26, 2007

Mısır ekmeği ve Muammara


Geçen sabah Mert uyandı ve saatime baktım, sabah sekize geliyor zannedip yataktan fırladım ! Meğer sabahın altıbuçuğuymuş daha ! Sabahın 7'sinde giyinmiş, kahvaltımız etmiş bir durumdaydık ve misafirlerle evin ahalisi henüz uykudaydı! Ben de tadına doyamadığım mısır ekmeğinden yapayım, kahvaltıya süpriz olsun dedim!

Değişik mısır ekmeği tarifleri var, bu sefer ki "Nerede, nasıl yiyelim" (Leyla Akçağlılar-Ebru İpekçi) kitabından. Daha sağlıklı tarifler de var tabii (örneğin Arzu Aygen ve Ülfet Aygen'in Beyaz Unsuz Şekersiz Hamur İşleri kitabında, tam buğday unu ve zeytinyağlı bir tarif var, en kısa zamanda onu da deneyeceğim) ve zaten bu biraz da tuzlu bir kek kıvamında oldu ama kahvaltıya gelenleri kokusu ve tadı mest etti diyebilirim!

Malzemeler:


  • 1 su bardağı mısır nişastası
  • 1 1/2 su bardağı un
  • 1 1/4 su bardağı sütle eritilmiş 4 çorba kaşığı tereyağ
  • 1 çorba kaşığı kabartma tozu
  • 1 çorba kaşığı şeker (ben koymadım!)
  • 2 adet çırpılmış yumurta
  • 1/2 bardak mısır tanesi (konserve)
  • 1 çimdik tuz, 1 çimdik kırmızı biber
  • Tarifinde yok ama ben bir avuç ince kıyılmış dereotu ve 1/4 bardak ezilmiş beyaz peynir ekledim
Tarifi :

  1. Fırını 180 derecede ısıtın
  2. Büyük bir kapta unu, kabartma tozunu, mısır nişastasını, şekeri, tuzu, kırmızı biberi karıştırın
  3. Tereyağını bir küçük tencereye koyun, sütü ekleyip karıştırarak eritin daha sonra biraz soğutun
  4. Çırpılmış yumurtayı hızla katıp karıştırın ve bu karışımı unlu karışıma ekleyin
  5. Beyaz peynir, dereotu ve mısırı da ekleyin
  6. Tarifinde dikdörtgen kek kalıbı diyor ama minik (muffin) kek kalıplarını yağlayıp karışımı döktüm
Kayınvaldem de meşhur muammarasını yaptı. Yine bir aile sırrıydı ama biz Bakü'ye gelince bu güzel tatlardan mahrum kalmayalım diye hepsini teker teker aldık maalesef !!

Malzemeler:
  • 3 dilim bayat beyaz ekmek
  • 250g rondoda ufaltılmış (ince kıyılmış) ya da havanda iyice dövülmüş ceviz
  • 1 tatlı kaşığı kırmızı biber salçası
  • 1 limonun suyu
  • 3 diş sarımsak
  • 3 çorba kaşığı zeytinyağı
  • karabiber-kimyon
  • üstünü süslemek için maydanoz

Tarifi :

1. Bayat ekmekleri suda ıslattıktan sonra suyunu sıkıyoruz, bir kaba koyuyoruz. Bizim evde beyaz ekmek hiç olmaz, bu yüzden yandaki ıslanmış ekmekler kepek ve tam buğday ekmeği karışımı oldu!!

2. Cevizi incecik kıydıktan sonra, üzerine ezilmiş sarımsakları ekliyoruz.

3. Ekmeklerle karıştırıp, biber salçası, zeytinyağı, limonun suyu ekleyip hepsini iyice karıştırın

4. En son karabiber, kırmızı biber ve kimyonu karıştırın

5. Kıvamı sulu bir püre kıvamında olmalı yani çok katı olmamalı. Baharatını, ekşisini ve yağını damak tadınıza göre arttırabilirsiniz.

Bu leziz mezeyi ister benim gibi tabakta, ister küçük kızarmış ekmeklerin üzerinde, ister oyulmuş domates ya da biberlerin içinde şık sunumlarla sofranıza koyabilirsiniz.

Ben aslında muammaraya beyaz peynir ve yeşil zeytin de çok yakıştırıyorum. Bir tabağa hepsinden oluşan bir sunum da yapabiliriz belki ama başka bir vakte artık!

Akşama abime yemek hazırlıyoruz ! Buara çok şanslıyım, tüm aile sırayla ziyarete geliyor Bakü'ye !! Bize de bu bahane ile bir sürü güzel yemekler yapmak düşüyor.

Yenilerini de yakında paylaşacağım..Afiyet olsun!

Perşembe, Mart 15, 2007

Ağır Misafirler !


Nihayet beklenen ağır misafirler geldi Bakü'ye !!

Annem ve kayınvaldem için biz de 2 gündür hazırlıkları yapıyorduk! Daha önce yazdığım sofralardan birini kurduk.

Sofranın tacı da pastamız oldu..!

İçi aynı tavşanlı pasta gibi sadece üzeri farklı bir kaplama oldu. Akşam Menüsünden Nükhet'in kızı Defne için yaptığı pastadan esinlenerek, dünürlere bahar pastası yaptım! Haftaya burada Nevruz, yani Bahar bayramı var, biz biraz erken kutlamış olduk!!



Sofra akşam sofrası olduğundan resimler pek güzel olmadı !


Menümüz yine klasiklerle doluydu:


Şu Havuç görünümlü patates püresi (Zuhal Yalçın'dan) çok şeker bir espri oldu ! Bendeki resimleri güzel değil ama Akşam Menüsü ya da Zuhal'dan bakabilir, tarifini alabilirsiniz. Annemlere, " Bakü'nün havucu meşhur, size havuç haşlama yaptık" dedim. Onlar da kibarlıklarından, " Aaa ne enterasan, Allah-allah" yaptılar ama içlerinden "Ceylan bize havuç mu haşlamış?" diye sormuşlar, garipsemiler tabii ! Sonra ağızlarına bir lokma alıp da yiyince ben artık daha fazla dayanamadan gülmeye başladım, yüzlerindeki ifade çok tatlıydı !

Merak edenler için, Levengi - içi Azeri -dışı enternasyonel tavuğun Azeri kısmı burada Lenkeran bölgesinden bir tarif. Azeriler bu güzel tarif için, soğanı kavuruyorlar (tabii ki tereyağında), içine goz (ceviz) ve mevsimine göre nar ve nar ekşisi ekliyorlar. Daha sonra malzeme dışarı çıkmasın diye dikiyorlar (biz kürdanlarla tutturduk). Üzerine de sulandırılmış domates salçası ve isteğe göre sarımsak sürüyorlar. Sonra da fırında pişiriyorlar. Aynı tarifi balık için de uyguluyorlar.

Biz ise hem Remix hem de Jamie Oliver tariflerinden bakarak, dışına kekik-biberiye-zeytinyağ-tuz-kararbiber-sarımsak-limon sürdük (aslında tavuğa ciddi bir masaj yaptık!!) ve derisinin altına ve içine de bu malzemeden koyduk. Ayrıca küçük doğranmış mantarları da tavukla beraber, içini hafif unladığımız fırın torbasına koyduk. 200 derecede yaklaşık 1.5 saat pişirdik.

Nefisss bir tavuk yemeği oldu ! Yine resim çok hızlıca ve biraz karanlıkta çekildi, kusura bakmayın!


Börekler de daha önce İstanbul'dan kayınvaldemin yolladığı yufkalarla yaptığımız muhtelif karışık börekler. Dipfrizden çıkarıp bir kaç saat beklettik ve çok nefis yedik! Tariflerini benim blogda bulabilirsiniz.


Yemeğin üzerine de "hoşgeldiniz, baharı getirdiniz pastası" pek güzel gitti ! Onun için de çikolatalıpasta yahoo grubundaki arkadaşların pastalarına uzun uzun baktım ! Hepsi birbirinden güzel pastalar ve bloglardan cidden çok faydalanıyorum!

Haftaya 20-21 Mart burada Nevruz bayramı, aynen bizim bayramlar gibi ciddi kutlamalar var ve resmi tatil. İzlenimlerimizi ayrıca aktaracağız!

Şimdilik hoşçakalın !

Pazar, Şubat 25, 2007

Elmalı Lahana Salatası (Leyla'dan!)


Leyla sayesinde bu çok sevdiğim salatanın tarifini de almış oldum..Bir kaç uyarlama ile çeşitlendirebileceğiniz bu salata rejime bile uygun!

Malzemeler:
  • Bir salata kasesinin yarısını dolduracak kadar, ince doğranmış beyaz lahana
  • 1 küçük havuç
  • 4-5 sap yeşil soğan
  • 1 avuç kuru üzüm (isteğe bağlı)
  • Yarım ekşi yeşil elma
  • 1 avuç ceviz (isteğe ve kilo durmunuza bağlı:)
  • Sosu için : 1 bardak yoğurt, 1 kaşık normal, 1 kaşık balsamik sirke, 2 kaşık zeytinyağ, tuz ve severseniz yarım çay kaşığı köri

Tarifi:

  1. İnce doğranmış lahanaları bir kaseye koyun
  2. Üzerine havucu rendeleyin
  3. Yeşil soğanları ince ince doğrayın
  4. Elmanın kabuklarını soyup, küp-küp doğrayın
  5. Dilerseniz kuru üzümü ve cevizi ilave edin
  6. Sosu için gerekli tüm malzemeleri karıştırın (ben rondoda çırpıyorum ki krema kıvamında olsun). Bu sosa 1 tatlı kaşığı hardal da çok yakışıyor.
  7. Tüm malzemeleri sosla iyice karışıtın..

Bu salatayı haşlanmış yada ızgara tavukla da yapabilirsiniz. Siz Türkiye'de yaşayan şanslı insanlar, lahana yerine kerevizli (çiğden ince rendelenmiş) versiyonunu da yapabilirsiniz. Biz Bakü'de sadece kerevizin sapı ile yetiniyoruz (adamlar kökünün içerde kalması gerektiğini düşünüyor iyi mi!). O zaman içine 1 diş de sarımsak eklersiniz..offf çok canım çekti, hamile bir kadına yapılır mı bu? Utanmasam kargo ile kereviz isteyeceğim :)

Leyla'ya tekrar teşekkürler..

Afiyet olsun!

Cumartesi, Şubat 24, 2007

Peynirli, Közlenmiş Kırmızı Biber Dolması

Yanina'nın isteği üzerine bu çok sevilen mezenin tarifini vereceğim. Fotoğraf da zaten onlar için yaptığım zamandan kalma! Yani yeni güzel makinamla çekilmedi!

Közlenmiş kırmızı biber herhalde hayatta en sevdiğim şeylerden..her çeşidini yerim ama bu tarifteki peynir-ceviz-biberli iç ile kırmızı biber uyumu muhteşem!

Tarif Pratik Mutfak adlı kitaptan bir uyarlama.

Malzemeler

  • 6 adet közlenmiş kırmızı biber (konservelerden olabilir ama yazın kendiniz de fırında ızgara bölümünde kolayca közleyebilirsiniz)
  • 1/4 su bardağı (50g) küçük doğranmış Beyaz Peynir
  • 1/2 su bardağı ceviz, dövülmüş
  • 1/3 su bardağı (40g) çekirdekleri ayıklanmış, doğranmış siyah zeytin (dilerseniz! ben eklemedim)
  • 2 adet ince kıyılmış yeşil biber
  • 1 demet maydonoz, ince kıyılmış
  • 1 adet kuru soğan
  • 2 diş sarmıssak

  • Sosu için : 3 çorba kaşığı zeytinyağı, 1 çorba kaşığı balsamik sirke, 1 çorba kaşığı limon, kırmızı biber ve eğer dilerseniz 2 çay kaşığı şeker

Tarifi :

  1. Kırmızı biberler közlenmiş değilse eğer, fırında ya da ocakta közleyin, sıcakken bir poşete koyarak 5 dak bekletin ve sonra kabuklarını soyun. Üzerlerine fırça ile zeytinyağ sürün. Eğer hazır konserve kullanıyorsanız, tek tek çıkarıp, yağlarını biraz süzün. İçini dolduracağınız için çok nazik davranın ve en iyilerini seçin.
  2. Soğanı kıyın, sarmısağı ezin ve 2 çorba kaşığı zeytinyağında çevirin.
  3. Zeytin ve sivribiberi ekleyip, 2-3dakika daha çevirin
  4. Ceviz ve maydonozu da ekleyip, 1 dakika daha kavurun
  5. Ateşten alın ve üzerine kırmızı toz biber ekleyin
  6. En son beyaz peyniri de ekleyip, iyice karıştırın
  7. Bu harcı közlenmiş kırmızı biberlere doldurun. Eğer konserve biberler dağılıyorsa ve içine girmiyorsa, bu harcı biberleri rulo şeklinde sararak da koyabilirsiniz.
  8. Son olarak üzerine sos malzemelerini karıştırarak dökün. Süsleme için maydonoz yaprakları ve küçük gümüş soğan turşusu kullanabilirsiniz.
Bunu ne zaman yapsam misafirler hep çok beğenmiştir, en çok da Yanina!

Afiyet olsun...